|
33 ülkede gerçekleştirilen, yaklaşık 2 bini Türkiye’den olmak üzere 115 bin beyaz yakalı çalışanın görüşünü yansıtan araştırmaya göre, beyaz yakalı Türklerin neredeyse yarısı yanlış bir kariyer seçtiğine inanıyor ve yarısından fazlası “Eğer şans verilseydi, okulu bitirdikten sonra tamamen farklı bir konuda daha eğitim alabilirdim” diyor. ERKEKLER RAHATSIZ Türkiye’de katılımcıların yüzde 46’sı kariyer seçiminden memnunken, yüzde 40’ı yanlış bir tercih yaptığını kabul ediyor. Ankete katılanlar arasında yüzde 12’lik bir grup ise bu konuda ‘emin olmadığını’ ifade ediyor. Bu alanda kadınlardan çok erkeklerin bulundukları konumdan rahatsız oldukları gözlemleniyor. Çalışanların ülkelerinin eğitim sisteminin kalitesi hakkında neler hissettiklerine de ışık tutan araştırmaya göre Türk eğitim sistemi, 33 ülke arasında sondan dördüncü sırada yer alıyor. Okul eğitimine güven konusunda en güçlü destek, yüzde 69’u okulun kendilerini iş yaşamına iyi bir şekilde hazırladığını ifade eden Hindistan’dan geliyor. Bu ülkeyi Porto Rico (yüzde 67), Endonezya ve Tayland (yüzde 65), Polonya (yüzde 63), İspanya (yüzde 61), Kanada ve Macaristan (yüzde 59), Japonya ve Meksika (yüzde 57) izliyor. En düşük sıralarda ise İsveç (yüzde 26), Norveç (yüzde 27), Danimarka (yüzde 29), Türkiye (yüzde 30), Ukrayna (yüzde 37), Rusya ve İtalya (yüzde 39) yer alıyor. Tüm dünyada katılımcıların yüzde 65’i kendilerini iş yaşamına iyi bir şekilde hazırladığını söyledikleri okul sonrası eğitimlerinden çok memnun. Türkiye bu konuda da yüzde 58’le 33 ülke içinde 28.sırada. Diğer yandan kadınlar, okul sonrası eğitimlerinin kalitesini erkeklere göre daha az tatminkâr buluyor. Araştırma sonuçlarını değerlendiren Kelly Services Türkiye Genel Müdürü Taylan Kovanlıkaya, ÖSS’ye işaret ederek “Üniversiteyi kazanan 600 bin kişinin neredeyse yarısı, ilerde bu kariyer seçiminden ya mutsuz ya da emin olmayacak. Üniversiteyi kazanamayanlar zaten daha baştan kariyerlerinden sapma yaşamış olacak. Bu durumda tablo daha da vahim hale geliyor. Meslek liseleri konusunun acilen çözülmesi, iş dünyasının taleplerini, beklentilerini karşılayabilecek ve bireyleri profesyonel yaşama daha etkili biçimde hazırlayabilecek eğitimlere ağırlık verilmesi gerekiyor” diyor. MUTSUZLUK BULAŞIR MI? Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Prometheus Danışmanlık Genel Müdürü M. Yücel Atış ise ortaya çıkan tablonun iş dünyasına nasıl yansıdığını şöyle anlatıyor: “Çalışanların performansı ve iş kalitesi düşüyor; bu kişiler çok sık iş değiştiriyor; mutsuzluk bulaşıcı olarak yayılıyor. Gençlere üniversiteye girerken daha gerçekçi yön vermeli. Şirketler ve çalışanlar elaman ve iş seçiminde daha profesyonel ve seçici olmalı. Kariyerin çok başında alan değiştirilmeli. Yukarıya doğru çıktıkça fonksiyon önemini yitirir, yukarıya çıkmak için çalışmalı. Ayrıca hayalde kalan işler hobiye dönüşmeli.” E & E Group’un kurucusu ve Genel Müdürü Kıvanç Ersöz de “Üniversitelerin gençleri çalışma hayatına ve genel olarak hayata daha iyi hazırlamak için iş dünyasıyla daha fazla işbirliği yapması en pratik çözüm. Ayrıca iş hayatını bir nevi simüle eden sosyal aktivitelere de daha fazla ağırlık verilebilir. Akademik dünyanın yanı sıra iş dünyasından isimler de derslere girebilir. Her gence iş dünyasından gönüllü koçlar, koçluk yapabilir ve onların daha bilinçli kararlar almasına yardımcı olabilir. Üniversite eğitimi daha çok bireysel çabalara bağlıyken, iş dünyası yoğun biçimde insan ilişkileri ve kolektif çabaya bağlı. Motivasyon sistemleri farklı. Bunlar gençlere daha iyi anlatılabilir” diyor. ‘ZAMAN KAYBETMEYİN‘ Koç Üniversitesi Fen, İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sami Gülgöz: “Asıl gereken kişinin bugün bulunduğu yerin yanlış olduğu fikriyle ilgili zaman kaybetmektense buradan nereye gidilebileceği, kendini daha mutlu hissedebileceği çalışma koşullarına nasıl ulaşabileceğine odaklanması. Bulgulardaki ilginç bir veri de kişilerin aldıkları eğitimi yetersiz bulmaları. Diğer ülkelerde öğrencilerin üniversite eğitiminden önce çeşitli işlerde çalıştıklarını, tek başlarına farklı ülkelere gidip deneyimler kazandıklarını, üniversite eğitimi sırasında yarı-zamanlı işler yaptıklarını, yani okuldaki eğitimle okul dışı hayatı birleştirebilecek bilgilerle donandıklarını görüyoruz. Türkiye’de ise liseden sonra doğrudan üniversite eğitimi çalışma hayatına hazırlık olarak görülüyor ve diğer deneyimlere pek önem verilmiyor. Bu da hayatı, kendini ve iş alanlarını tanımak açısından yetersizliğe neden olabiliyor.” ‘YAZ STAJLARI ÖNEMLİ’ Türk Tuborg İK Başkan Yardımcısı Toygan Pulat: “Üniversite yıllarında öğrencileri çalışma hayatına mümkün olduğunca yaklaştırmak olası yanlış tercihlerin önüne geçilmesinde fayda sağlıyor. Yaz stajları bunun için iyi bir platform. Kişinin bu fırsatı iyi kullanması, staj boyunca çalıştığı şirketin kültürünü, iş yapış biçimini ve anlayışını kavramaya çalışmasında fayda var. Ayrıca şirketler ile üniversitelerin işbirliğini güçlendirmesi gerekiyor. Kariyer seçimi ve iş dünyasının gerçekleri konusunda yeterince koçluk almış mezunlar, şirketimize başlarken daha bilinçli ve güvenli hissediyor. En büyük yanılsama, kariyer planlarının tamamen şirket ve IK’cılar tarafından yapıldığı yönünde. Bu bir noktaya kadar doğru olmakla beraber bizim şirket olarak temel inancımız şu: Kariyer planını kişi kendisi şekillendirir. Bu ortamda hangi işi yapmak ve nereye varmak istediğini bilen çalışan, büyük avantaj kazanıyor.” ‘İŞİNİZDE SEVDİĞİNİZ BİR YÖN BULUN’ AvivaSA İK Direktörü Ebru Arslan Aymen: “Araştırma sonuçlarının da gösterdiği tablo, iş dünyasında karşımıza zaman zaman, belirli bir kıdeme erişmiş, ancak yaptığı işi ve kendisine uygunluğunu sorgulayan çalışanlar olarak karşımıza çıkabiliyor. İşin sırrı, insanın işinde sevdiği bir yan bulabilmesi. Günümüzde herkes sevdiği işi yapamıyor olabilir, ama hayatta mutlu ve başarılı olmak için yaptığımız işte bize uygun, potansiyelimizi doğru kullanacağımız, tatmin olacağımız bir yön keşfetmek ve bunun üzerine gitmek gerekiyor. Biz ‘Yaşayan Yetenek’ yaklaşımımızla çalışanlarımıza bu konuda destek olmaya çalışıyoruz. Bu program şunu savunuyor: Herkes bir yetenek, önemli olan doğru eşleştirmeyi yapabilmek.” ‘YATAY GEÇİŞ YAPIN’ Roche Türkiye İK Direktörü Berrin Yılmaz: “Kariyerinden memnun olmayan kişi, vakit kaybetmeden ilgilendiği alana geçiş yapabilmek için girişimde bulunmalı. Bunun için de çalışanların bu tür olanakları sağlayabilen şirketleri tercih etmelerini tavsiye ederim. Şirketler de artık pek çok pozisyonda, eğitim geçmişi konusunda daha esnek davranıyor. Değerlendirmeler özgeçmişten çok yetkinlik bazlı oluyor. Bu da aldığı eğitimden memnun olmayan kişilerin ilgilendikleri alanlarda çalışabilmelerine olanak sağlıyor. Ayrıca boş pozisyonların öncelikli olarak kuruluş içine duyurulması ve içeriden başvuruların alınarak yerleştirme yapılması bölümler arası yatay geçişlere ve bunun sonucu kariyerine farklı alanda devam etmek isteyen çalışanlara da fırsat sağlamış oluyor. Roche olarak 2007’de 21, (15 terfi, 6 yatay geçiş) 2008’in ilk altı ayında ise 12 pozisyonu (5 terfi, 7 yatay geçiş) içeriden doldurduk. Bu şekilde çalışanlarımızın farklı kariyer arayışlarını şirket içinde sürdürebilmelerini ve bağlılıklarını artırmayı hedefliyoruz.” ‘ŞİRKETLERE GÖREV DÜŞÜYOR’ Pfizer İK Stratejileri ve Organizasyonel Gelişim Müdürü Hande Eskinazi: “Üniversite öğrencilerine okullarında düzenlenen kariyerle ilgili organizasyonlara katılmalarını, staj ve part-time iş olanaklarını takip ederek iş dünyasını ve meslek alanlarını yakından tanımalarını, böylece kendilerine en uygun işi bulmaya çalışmalarını tavsiye ediyoruz. Üniversite döneminde doğru bir kariyer planlaması yapmadığına inanan kişiler, çalışma hayatına girdikten sonra şirketlerinin kendilerine sağlayacakları eğitim ve rotasyon imkânlarından faydalanarak da kendilerine uygun, iyi bir kariyer yapma fırsatını yakalayabilir. Bu noktada şirketlere de önemli görevler düşüyor. Pfizer Türkiye olarak gelecek yıllarda farklı projelerimizle öğrencilerle buluşmaya, aynı zamanda çok sayıda üniversite öğrencisine yaz aylarında staj, kış aylarında part-time iş olanakları sunmaya devam edeceğiz.” ‘MOTİVASYON VE PERFORMANS AZALIYOR’ Avea İK Grup Direktörü Şengül Demircan: “Çalışan memnuniyet anketleri bize gösteriyor ki yapılan işin içeriği bağlılık ve motivasyon konusundaki en önemli faktör. Çalışanlar yaptıkları işin içeriğinden memnun değillerse motivasyonları ve performansları azalıyor. Bu noktada bireylerin yaptıkları işi sorgulayıp, tüm tecrübelerini geliştirirken araştırmacı ve tercih yaparak ilerleyen bir kariyer yolu çizmeleri önem kazanıyor. Sonuçta insanlar mutlaka eğitimini aldığı alanda çalışmak durumunda değil, iş tecrübeleri ve kişilerin kendilerini bu süreçte nasıl geliştirdikleri ve paralelinde çalıştıkları şirketlerin onlara sundukları alternatifler eğitim ve kariyer seçimleriyle ilgili görüşleri her zaman olumlu yönde geliştirebilir. |
Türkiye’de çalışanların çoğu eğitim ve meslek tercihini sorguluyor
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder