Kariyer Koçu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kariyer Koçu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kariyerimi kaybettim, hükümsüzdür! (1)

“Kariyerimi kaybettim, şimdi ben ne yapacağım? İlan ver dediler, verdim. Aldı beni bir düşünce, acaba bulan ne yapacak? Geri getirir mi? Üzerinde adım yok ki, nerden bilsin bana ait olduğunu, nasıl getirsin? Bir yerlerinde benden bir iz varmıdır acaba? Ya kötü niyetli birilerinin eline geçerse ne olacak? Şimdi ben ne yapacağım, çocuk mu yapsam? Yok yok kariyer olmadan çocuk da olmaz, onlar birlikte yapılıyordu!

Günler geçti, hala hiç arayan olmadı, sanırım bulan memnun. İlanı vermekle iyi etmedim, herkes duydu artık benim bir kariyerim olmadığını, yüzüme bakmıyorlar, acilen yeni bir kariyer arıyorum, lütfen yaşıma uygun olsun, sonra yanlış anlarlar. Üzgünüm ama eskisi hükümsüzdür…”

Fatmanur Erdoğan ile röportaj...



KariyerKocu.org üçüncü röportajını BSH Kurumsal İletişim Müdürü Fatmanur Erdoğan ile yaptı. Fatmanur Hanım, hala okumaya ve öğrenmeye devam eden bir öğrenci, hayata bakarken neyi alabileceğini, neyi nasıl kullanabileceği merakla inceleyen bir araştırmacı. Norveç, Singapur, Amerika ve Türkiye rotasında bir kariyeri var, kendi deyimiyle bir "Dünya Vatandaşı". Fatmanur Hanım'la yaptığımız röportaj hayata doğru şekilde yaklaşıldığı sürece, insanın kendi fırsatlarını ve keni şansını yarattığını gösteriyor... Fatmanur Hanım'ın bloguna uğramayı unutmayın! Can Sungur

- Fatmanur Hanım, öncelikle takıldığımız bir konuyu sormak istiyorum. Araştırdık ama kendinizden bahsederken hangi okullardan mezun olduğunuz konusunda hiç isim vermemişsiniz. Kariyerinizin ise büyük kısmı yurt dışında, o yüzden Türkiye’de mi okudunuz, yurtdışında mı onu bile tam kestiremedik diyebiliriz.


Evet, çünkü genelde isim vermiyorum. “Şu üniversitede şunu okudum, bu üniversitede bunu yaptım” şeklinde yazılmasından pek hoşlanmıyorum, çünkü ben hangi üniversitede ne okuduğunuzun, nasıl okuduğunuzun önemli olmadığını düşünen profesyonellerdenim. Önemli olan öğrenmek, öğrenme arzu ve isteğine sahip olmak.

Bugün Amerika’daki üniversiteler derslerini online olarak açmış durumdalar. Podcastler ile istediğiniz üniversitenin derslerini dinleyebilir ve öğrenebilirsiniz. Nerede ne okuduğunuz bana göre o kadar önemli değil, o yüzden ben genelde röportajlarımda “Şurada şunu okudu” şeklinde yazılar olmasını tercih etmiyorum.

Aslında hala da okumaya devam ediyorum. İşletme okudum, grafik tasarımı okudum, pazarlama okudum. Şu anda da mesela psikoloji eğitimi alıyorum, master noktasına gelmeye yakınım. Bu dersleri de yabancı üniversitelerden alıyorum.

- Öğrencilerde “Okuduğum üniversitenin adına göre başarılı olurum, ben bu üniversite mezunuyum, insanlar oradan mezun oluyor, ben onlara yetişemem” düşüncesi oluyor.


Ben bu yüzden üniversite isimlerinin öne çıkmamasından yanayım. Elbette üniversiteler arasında farklılıklar olabilir ama önemli olan kişinin orada okurken ne öğrendiği, zamanını nasıl değerlendirdiği.

Ben psikoloji dersleri almaya başladığım zaman bu dersleri master düzeyinde istemiyordum. Aradığımı bulmak istiyordum. Şu anda üniversitelerin MBA programlarına, psikoloji programlarına bakıyorum, hepsi birbirinin aynı. Herkes birbirini kopyalamış. İstediğiniz dersi, istediğiniz şekilde almak çok zor. Eğer öğrenciler bir seçim yapmak istiyorsa zaten o seviyede ne kadar gerçekçi bir seçim yapıyorlar, bilemiyorum.

İnsanlar “ben işletme okumak istiyorum” diyorlar ama önlerine hangi üniversite çıkarsa ona yazılıyorlar. İçeriğini bilen, yönlendirilen öğrenci sayısı çok az Türkiye’de. Amerika’da 25 yaşlarına gelip henüz üniversite okumamış arkadaşlarım oldu, “Neden hala okumadın” denince “Üniversite seçmeye çalışıyorum” diyorlardı. Ama sonra gidip mesela elektronik mühendisliği okuyor ve gayet başarılı oluyorlar. Bu özgürlüğü kendilerinde görmeleri çok önemli. Belki insanlar “Burada şartlar buna müsaade etmez” diyebilir ama, orada da insanlar zor şartlar altında yaşıyorlar, bu biraz tercih meselesi.

- İnsanlar burada böyle bir fırsatlarının olduğunun farkında değiller.


Üniversitelerin de bu konuda çok sorumluluğu var. Artık sizin elinizde bilgiye ulaşmak adına daha çok imkan var, bizim zamanımızda bu imkan azdı, özellikle meraklı ve araştırmacı insanlar uğraşırlarsa okuyacakları bölümlerle ilgili bilgi buluyorlardı. Keşke üniversitelerin ilk sınıfında okul bizi yönlendirse, farklı fakültelerden ders alabilsek, şirketlere geziler düzenlesek.

Bu lise üçüncü sınıftan başlayan maraton içinde insanlar etraflarına ve imkânlarına bakmayı bırakıyorlar. Nereye puanları yeterse onu tek fırsatları olarak kabul edip, o okuldan mezun olmaya ve o işi yapmaya kendilerini şartlıyorlar.

- Biz yine sorularımıza dönelim. Türkiye’de işletme eğitiminizden sonra, yurtdışına geçişinizi nasıl yaptınız?

Ben üniversite döneminde çok aktif bir öğrenciydim, nerde uluslararası bir organizasyon var, bir seminer var, hepsinin içindeydim. Öyle olunca uluslararası bir network’üm oldu, ben de bu imkanlarımı kullanarak iş başvurularında bulundum. Hep biraz benim kovalamam diyebilirim.

- Aktif bir öğrenciydim derken neleri kastediyorsunuz, biraz açabilir miyiz?


Neler yapıyordum? Uluslar arası bir organizasyonun içinde çalışmalar yapıyorduk. İş dünyasıyla bir arada çalışmayı öğrenmiştik, pazarlamayı öğrenmiştik. Yabancı dilim de olduğu için uluslararası ortamlar beni hep çekiyordu, Türkiye biraz dar geliyordu, daha farklı şeyler görmek istiyordum. Nerede uluslar arası bir konferans yada organizasyon olursa, oraya ya organizasyon dahilinde yada katılımcı olarak kendimi atıp, insanlarla tanışıyordum, network’ümü büyütüyordum.
Soracak olursanız, “Pazarlama alanında bir kariyer arıyor muydunuz?” diye, cevabım hayır, o şekilde başlamamıştım. Ama yaptığım işler beni o şekilde yönlendirdi. Ben kendi kendimi yönlendirdim, biraz da hayat şekillendirdi. Her şey ben yüzde yüz hedeflediğim için oldu diyemem. Hayatta şansa inanan bir insanım. Biraz çabalamak, akışın içinde olmak çok önemli. Hayatın akışı içinde yaptığım şeyleri genelde tutkuyla yapmak gibi bir özelliğim vardır, enerjim yüksektir. Dolayısıyla o akışa kapıldığınız zaman bir yerlere gidiyorsunuz, bazı kapılar açılıyor, fırsatlar ortaya çıkıyor. Hiç “Bir kariyer hedefim var ve o yönde gidiyorum” demedim.

Biraz da kendi kişiliğimden bahsedeyim, ben çok meraklı, araştırmayı seven bir insanım. Yabancı diyarlarda yabancı olma hissini de çok seviyorum. Hiçbir zaman kendimi lokal bir kültüre bağlı hissedemiyorum, ama o kültürleri anlayabiliyor ve özümseyebiliyorum. Bütün o kültürlere bakıp, işinize yarayan şeyleri alıp, işinize yaramayanları atıyorsunuz. “Dünya vatandaşı” derler ya, ben bazen kendimi öyle hissediyorum. Hiçbir yere bağlı olmadan, her yerden bir parça taşıyor gibi hissediyorum. Bu bana bir özgürlük veriyor, yaratıcılığımı teşvik ediyor.

Konudan saptırdım mı sizi?

- Yo hayır, güzel detaylardan bahsetmek konudan sapmak gibi olmuyor. Ben biraz toparlamak istiyorum bu noktada, Türkiye’den Norveç’e geçişiniz aktif olmak, açık olmak, ilgili olmak sayesinde oldu…

http://kariyerkocu.org

İşletme elbette ki çok geniş bir alan. Üniversitede okurken bu 4 - 5 yılı boşa geçirmemeleri lazım.



KariyerKocu.org
ilk röportajını Turkish Yatırım Genel Müdürü Berra Kılıç ile yaptı.

Berra Hanım 25 yıldır finans sektöründe. Marmara İşletme mezunu, Türkiye’de borsa kurulmadan önce Sermaye Piyasaları Kurulu’nda çalışmış, işi özünden biliyor. İMKB’nin ilk kadın yönetim kurulu üyesi. Ayrıca çok güleryüzlü bir insan. :)
Kendisiyle bir saatlik çok keyifli bir röportaj yaptık.
İyi okumalar! Can SUNGUR

Berra hanım, ilk önce yaptığınız işi kısaca sizden alabilir miyiz?

Tabii, şu anda Turkish Yatırım A.Ş. Genel Müdürü ve yönetim kurulu üyesiyim. Aynı zamanda İMKB Yönetim Kurulu üyesiyim. 1986 yılında kurulan İMKB’de ilk kez bir kadın yönetim kurulu üyesi yer alıyor. Ayrıca Takasbank’ın denetleme kurulu üyesiyim. Ama temel işim aracı kurumumun genel müdürlüğü ve yönetim kurulu üyeliği.

TÜGİAD’da da 4 yıl yönetim kurulu üyeliği ve genel sekreterlik yaptım. TÜGİAD’da bir yaş sınırı uygulaması var, nefis bir dernektir. 25 yaşında girebiliyorsunuz, 45 yaşında da fahri üye oluyorsunuz ve bütün yönetim organlarından çıkıyorsunuz. Keşke ülke yönetimi de böyle olsa. Ben yaş haddinden çıktım, şimdi fahri üyeyim. Tam 45 olunca seçme seçilme ve yönetim organlarında bulunma hakkınız ortadan kalkıyor ama üyeliğiniz devam ediyor.

- Peki, şu an yaptığınız iş dahilinde bir gün içerisinde neler yaparsınız? Sizin yaptığınız işi yapan birisinin günü nasıl geçer?

Bizim alanımızda genel müdür seviyesinde yapılan işler tabii farklı.

Uzman seviyesindeki arkadaşların bir günü daha farklı geçiyor. Okurlarınız için ilk önce onların gününü anlatayım, çünkü çok daha yakın ve tercihlerini etkileyebilecek bir örnek olur. Bizim alanın en çok bilinen iki dalı, Broker’lık ve Dealer’lık.
Broker’lar İMKB’deki temsilcilerimiz. Çalışma yerleri İstinye Borsa Binası. Yatırımcılardan ve merkezdeki müşteri temsilcilerinden gelen emirleri borsanın sistemine giriyorlar. Bu alan ölmekte olan bir alan, öncelikle onu söyleyeyim, düşünen varsa “Aman ha!” diyoruz. Niye? Teknolojinin gelişmesiyle, artık emir girişi kişiye bağımlı olmaktan çıktı. Eskiden sadece salondan sisteme emir girilebilirken artık şirket merkezinden giriş yapılabiliyor.

Dealer’lık diye bilinen Yatırım Uzmanlığı, oldukça ağır bir iş. Sabah 8.30 civarı işe gelirler, Amerika ne oldu Uzak Doğu ne oldu incelerler, günü toparlarlar. 9:00 gibi müşteri emirleri onlara ulaşmaya başlar. 9.30’da seans açılır. Hem İMKB’de, hem de İzmir Vadeli İşlemler Borsası’nda kontratların alım satım emirleri yatırımcılar tarafından yatırım uzmanı arkadaşlara iletilir. Öğle arası yok çünkü piyasalar kapanmıyor, akşam 17:10’a kadar tam bir konsantrasyon halinde iş yapıyorlar. Bu operatif bir iş de değil, yatırımcıları yönlendirmeleri de gerekiyor. Nihai karar yatırımcıda ama bilgi verip yönlendiriyorlar. 18:00 civarı işleri bitiyor, oldukça yorgun bir şekilde eve gidiyorlar.

Bir de Portföy Yöneticilerimiz var. Onların müşteri teması yok, alım satım kararları tümüyle onların. Yani iki tür müşterimiz var, bir grup müşteri alım satım kararlarını kendi vermek istiyor, onlarla Dealer arkadaşlarımız ilgileniyor; bir grup müşteri ise size şu kadar para veriyorum, siz yönetin, bana üç ay sonra hesabını verin diyor, onlarla da Portföy Yöneticisi arkadaşlar ilgileniyor.

Bu pozisyonlara destek veren araştırma birimleri var, onlara da çok önem veriyoruz. Bütün yazılım uzmanlarına ve müşterilere, sektörel ve makro ekonomik analizler çıkarıyorlar.

Bana gelince, Genel Müdür olunca işiniz stratejiyi saptamak oluyor. Benim günlük müşteri temasım çok olmaz. Daha çok hedefleri koymak, hedefleri takip etmek, prosedürlerin oluşturulmasıyla ilgilenirim. Sektör çok dinamiktir, yeni ürünler bulunması ve onların uygulanması, şirketi diğer şirketlerden ayıracak niche alanların saptanması gibi daha yukardan bakılması gereken işlerle ilgileniyorum. Tabii ki günlük konularla da ilgileniyorum, insan kaynakları konuları, risk yönetimi gibi… Yani yönetim okuyan bir kişiye yönetimin fonksiyonları başlığı altında okutulan herşey. Planlama, organizasyon, yönlendirme, koordinasyon. Ben tamamen bunu yapıyorum.

- İş hayatınıza başlangıcınızı, geçtiğiniz süreçleri kısaca anlatır mısınız?

Marmara Üniversitesi İşletme bölümü mezunuyum, Bahçelievler kampüsü. Okul bittiğinde aklımda gayet net iki şey vardı. Ya Boğaziçi Üniversitesi'nde master yapacaktım yada Sermaye Piyasası Kurulu’nda çalışacaktım. İkisi birbirinden çok farklı alanlar tabii. Boğaziçi Üniversitesi’nde master yapmak istiyordum, çünkü yabancı dilimi çok geliştirecekti ve bana bir ufuk açacaktı. Marmara Üniversitesi bize çok iyi bir işletme eğitimi verdi, gerçekten çok iyiydi ve ben faydasını yıllarca gördüm. Ama daha konvansiyonel bir okuldur, daha okul gibi okuldur. Boğaziçi biraz daha farklı bir kültür, onu yaşamak istiyordum.

1983 mezunuyum. 1982 yılında, ben mezun olmadan altı ay önce Sermaye Piyasası Kurulu kurulmuştu. İşletme mezunu olarak bunun iyi bir kariyer fırsatı olacağını tamamen kendi çabamla fark ettim. Hocalarımdan da bir yönlendirme almadım çünkü o dönem İstanbul’daki hocalar o organizasyonun farkında değildi. Ankara’da kuruldu, bu yüzden Ankara’da, özellike Ankara Siyasal’daki hocalar oldukça farkındaydı ve bütün öğrencilerini oraya kanalize etmişlerdi. İstanbul’daki okullar ise biraz daha piyasaya adam yetiştiriyordu.

Ben niye oraya yöneldim, çok basit bir nedenle. Türkiye olarak kapitalist bir düzeni seçmişiz. Sermaye piyasaları kapitalist düzenin çok önemli bir parçası ve o yıllarda Türkiye’de yok. 1980 yıllarında Türkiye piyasaları ve ekonomisi liberalleşmişti; 12 Eylül askeri darbesi sonrasında tekrar çok partili düzene geçilmişti ve ekonomi liberalleşiyordu. Bu alan ise yeni ve olmazsa olmaz bir alan, bütün kapitalist endüstrilerde var ve büyümenin önemli finans kaynaklarından birisi.

Şöyle düşündüm; “Yeni bir alanda yer almak iyidir.” Bu yaklaşımı kariyer yolunu çizmeye çalışan herkese tavsiye ediyorum. “Yeni ne oluyor?”. Profesyonel ve konvansiyonel alanlar tamam, ama yeni gelişen alanları tespit edebilmek o kadar önemli ki! Bütün nimetlerinden siz faydalanırsınız, ve benim için de öyle oldu.

Sermaye Piyasaları Kurulu’nun ve Boğaziçi’nin sınavlarına girdim, ikisini de kazandım. Normalde Boğaziçi dışardan yüksek lisansa pek öğrenci almaz, akademisyenlik düşünenleri tercih eder. Benim akademisyenlik gibi bir düşüncem yoktu. Aynı anda ikisini birden kazanınca tercih yapmam zor oldu.

Ben sermaye piyasası kurulunda olmayı tercih ettim. Başbakanlığa bağlı bir kamu kurumudur ve biz ilk elemanlarıydık. Üstümüzde 5-6 tane uzman vardı. Şimdi masanın pratik tarafında bulunuyorum ama o zamanlar piyasaları düzenleyen taraftaydım. Piyasalar nasıl olmalı hayal ettik, tasarladık. Kanunlar çıktı. Yönetmelikler çıktı. Henüz borsa yok, aracı kurumlar yok. Bir sermaye piyasası tasarlandı. O sürecin içerisinde yer aldım ve tabii olağanüstü eğitici bir süreçti. Bize çok eğitim verildi ve büyük yatırımlar yapıldı. İşe başından başlamanın güzel yanı bu, ellerinizle kuruyorsunuz.

- Yüksek Lisans ve Doktoranız hangi konu üzerineydi, size ne gibi katkıları oldu?

Serbest Piyasalar Kurulu’nun sağladığı en büyük imkanlardan birisi çalışırken yüksek lisans yapmaya olanak sağlamasıydı. Kamuda çalışmanın faydası bu, çoğu özel sektör kurumunda bunu yapamıyorsunuz. Biz işle beraber izinli olarak gidebiliyorduk.

Ankara’da olduğum için yüksek lisansı Siyasal’da yaptım. Tabii Ankara’da olup kendinizi Siyasalın dışında tutamıyorsunuz. Biliyorsunuz o bir ekol.

Yüksek lisansımı özelleştirme üzerine yaptım. Tez konum “Özelleştirme ve Özelleştirmenin Serbest Piyasa Üzerine Etkileri” idi. O yıllarda özelleştirme çok büyük bir rüzgardı, özelleştirmenin başındaydık. İngiltere’de çok büyük özelleştirmelerin yapıldığı, "Türkiye’de de olsa iyi olur" dendiği yıllardı. Ben "sermaye piyasasına olumlu etki yapacak şekilde neler yapılabilir" konusuna yöneldim.

Herkes adına çok faydalı oldu, ben de çok faydasını gördüm. Öncesinde konu hakkında başka eser yoktu, sermaye piyasası kurulu bu tezimi kitap olarak bastı. Ayrıca Milliyet gazetesi o sene yılın ekonomi ödüllerini verirken tamamen tesadüf olarak bu konuyu seçmiş. Ben biraz düzenleyip o yarışmaya da gönderdim, orada da derece aldı.

Yıllar sonra Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı olduğu dönemde bir arkadaşım aradı, “Berra çok önemli bir şey oldu” dedi. “Nedir?” dedim. “Cumhurbaşkanı’yla görüşmeye gittim, masasında senin kitabın vardı, onu okuyordu.” dedi. Büyük bir tesadüf, 25 yaşında yazdığım bir çalışmayı yıllar sonra Türkiye’de özelleştirmenin mimarı olan Cumhurbaşkanı okurken bir arkadaşınız görüyor. Demek ki bir işe yaradı, öyle düşünüyorum.

Doktoram bireysel emeklilik konusundaydı. O da çok doğru bir zamandaydı. İş hayatında zamanlama çok önemlidir. Doğru alana yönelmek, olmayanın üstüne gitmek... Ben özelleştirme konusunda çalışırken özelleştirme diye bir şey yoktu, ben bireysel emeklilik konusunda tez yazdım, daha kanun yoktu.

Ben üzerinde çalıştığım dönemde bireysel emeklilik Dünya'da oturmuş ama henüz Türkiye’de olmayan, hem bireylere, hem de sermaye piyasalarına büyük katkıları olan bir alandı. Türkiye’de ne olmalı, nasıl yapılanmalı konusunda bazı savlar ortaya koydum. Benim tezim kabul edildikten kısa bir süre sonra kanun çıktı. Bana faydası şöyle oldu, bireysel emeklilik alanına giren pek çok şirkette eğitimler verdim.

- Bu noktada önemli bir soru şu olacaktır, siz bu yeni alanları nasıl bu kadar iyi takip ettiniz? Sizinle aynı dönemdeki meslektaşlarınızla aranızdaki farkı nasıl yarattınız?

Dünya'yı, yayınları, trendleri çok takip ederim, çok okurum. Eğitim devam eden bir süreçtir, antenlerimi hep açık tutarım. “Bitti, ben oldum” gibi bir nokta yoktur. “Ne olabilir, başka ne yapılabilir? Dünya nereye gidiyor? Bizde ne eksik var?”

Çok sorgulayıcıyımdır, olmuş olanları veri kabul etmem. “Daha değişik olabilir, şu eksik” diye düşünürüm. Var olanı kabullenmektense “Başka türlü nasıl olabilir, nasıl dönüştürebilirim?” diye düşünürüm.

- Peki bu eğitiminizin size kattığı bir özellik mi?

Hiç zannetmem.

Açıkçası ben şimdiki gençler kadar iyi bir eğitim aldığımı düşünmüyorum. Sıradan bir okulda okudum, Yeşilköy Ticaret Meslek Lisesi mezunuyum, öyle kolejli filan değilim. Hatta ticaret lisesi mezunu olduğum için hayata bir hayli de geriden başlamıştım. Meslek lisesi olduğu için insanı tek bir alana yönlendirip sadece o alanda yetiştiren bir eğitim aldım. Ardından çok köklü, ama sıradışı olmayan bir eğitim aldım.

Bende bunu ne sağladı? Özellikle lisede okurken; Dünya’yı, Türkiye’yi değiştirmek isteyen insanlar vardı. Seksen öncesi kuşak Türkiye’de bir şeylerin iyi gitmediğini, daha iyi şeyleri hak ettiğimizi düşünüp, bunun için savaş veriyordu. Yöntemleri tartışılır ama o çatışma ortamında 15 – 18 yaşlarında olmak, bir tarafta da olmak zorunda kalmak söz konusuydu. Ben hiç dogmalarla hareket eden birisi olmadım, hep “Hangisi doğru, Ne oluyor, Kim ne istiyor?” diye dinledim, bir sürü de toplantıya katıldım. Kimse beni kolumdan bir yerlere çekiştirmedi. Sonunda da bir taraf seçtim.

Hep sorgulayıcı oldum. “Bunları söylüyoruz ama doğru mu söylüyoruz? Bunlar yapılacak doğru şeyler mi?” Sorgulama alışkanlığım tamamen bu dönemden geliyor. Seksen öncesi doğru noktada durabilmek için başlattığım sorgulayıcı çaba hayatım boyunca devam etti.

- Liseden biraz daha geri gidelim, çocukluğunuzda hayalinizdeki meslek neydi?

Avukatlıktı.

- Peki lise bittikten sonra üniversitede okumak istediğiniz bölüm?

Yine avukatlıktı. Ticaret lisesi mezunları sadece İktisadi Ticari Bilimler Akademilerine kabul edildiği için avukat olamadım. Liseden mezun olduktan sonra ailem başka şehirde okumama da izin vermediği için üniversiteye tek tercihle girdim, o da zaten Marmara Üniversitesi İşletme bölümüydü.

İlk sene ek derslerin hepsini verip ayrıca bir de lise diploması da aldım, tekrar ÖSS’ye girip hukuk kazanırım diye, çünkü ÖSS puanım da çok iyiydi. Hatta beni kayıt eden kız şaşırmıştı “Bu puanla burada ne işini var?” var diyerek, “Sadece burası beni kabul ediyor” demiştim.

Ama sonra okulumu değiştirmedim çünkü, belki okurlarınıza iyi bir örnek olmayacak ama, okulum çok kolay gelmişti bana. Derslerin çoğunu lisede görmüş olduğum için, ilk dönemin sonunda anormal bir not ortalamam vardı.

Boğaziçi Üniversitesi’ne yatay geçiş için başvurdum, kabul edildim ama gitmedim. Mesela bu bir hatadır, dönüp baktığımda bunu yapmalıydım diye düşünüyorum. Niye yapmadım? Çünkü okulum evime çok yakındı, çok seviyordum ve dersleri çok rahat hallediyordum. Başka bir sürü şey yapmaya vaktim kalıyordu. “Şimdi gidip Boğaziçi’nde zorlanacağıma...” diye düşündüm.

- Başka bir sürü şeye vaktim kalıyordu dediniz, okul hayatınızda ne gibi şeylerle ilgileniyordunuz, ne tip etkinliklere katılıyordunuz?

Herşey!

Ben hemen hemen bütün kulüplerde çalıştım. O zaman kulüplerin sayısı şimdiki kadar çok değildi tabi. Satranç oynuyordum, satranç klübündeydim. Uzun zaman Halk Oyunları Kulüplerinde oldum. Felsefe klübünü kurdum ve devam ettim. Osmanlı Tarihi klübü vardı, oraya çok meraklıydım.

Üçüncü dördüncü sınıfta zaten üniversitenin kültürel kollar koordiatörlüğünü yapıyordum. Bütün kültürel kollar bana bağlıydı. Son sınıfta yıllık çıkartan gruptaydım. Belki derslerden çok diğer konularda vakit geçirdim diyebilirim.

Bunu önemsiyorum ama belki söylemeye de gerek yok, şimdi bakıyorum bütün öğrenciler kültürel faaliyetlere katılıyorlar.

- Katılanlar olduğu kadar katılmayanlar da var, niyetlenip harekete geçmeyen öğrenciler çoğunlukta.

Muhakkak katılmalılar. Muhakkak. O kadar çok şey alıyorsunuz ki. Ben ilk gerçek anlamda bir iş yerini ve yöneticiyi yıllık için reklam almaya gittiğimde gördüm. Bizim üniversitemizden mezun dört beş tane iş adamını ziyaret ettik, gerçekten vizyonumuz açıldı.

- Stajlarınız peki?

O yıllarda staj pek yapılmazdı. Fırsat olsaydı kesinlikle yapardım.

- Biraz farklı bir konu olacak ama, iki kızınız var. İki çocuk annesi olup, böyle bir kariyer yapmak, bu kadar sorumluluğun altına girmek zor olmadı mı? Arada kaldığınız oldu mu?

Arada kaldım diyemem. Çünkü çalışıyor olmak benim için tartışılacak bir şey değil. Ben iş hayatının içinde olmalıyım ama çocuklarımı da ihmal etmem.

Bu konuya biraz daha farklı yaklaşayım. Ben ilk çocuğumu doğurduğumda 37, ikinciyi doğurduğumda 39 yaşındaydım. İlk çocuğum doğduğunda 18 yıllık evliydim. Geç evlenmedim, erken evlendim ama çocuk yapmamayı tercih ettim, çünkü belki o zaman arada kalabilirdim.

Bir taraftan kariyeriniz için çalışıyorsunuz, hem de çok yoğun çalışıyorsunuz, diğer taraftan da çocuğa bakarsanız ikisini dengelemek kolay olmayabilir. Ben gayet gerçekçi olarak, 35 yaşıma doğru kariyerimde gelmek istediğim yere geldiğim için ondan sonra çocuk yaptım. O noktadan sonra vaktinizi daha esnek ayarlayabiliyorsunuz. Dolayısıyla kariyerimi tamamlayıp öyle çocuk yapmak doğru bir karar oldu.

Çok iyi bir anne olduğumu düşünüyorum, çocuklarıma çok vakit ayırıyorum çünkü aklımda başka bir şey yok. Onlar doğana kadar Türkiye’nin neredeyse tümünü gezdim, seyahatlere çıktım. Yani içimde “Şunu da yapmadım, eksik kaldı” dediğim bir şey olmadı. Artık kendimi çocuklara adayabileceğim bir yaşta çocuk yaptım. Erken yaşta çocuk yapanlarda o oluyor, içlerinde yaşamamışlıkları kalıyor. Ben artık çocuklarımla birlikte olmanın keyfini sürüyorum.

Kariyer Koçu

Koçluk, bir insanın gelişmesine, yeni bir beceri, yetkinlik veya davranış öğrenmesine, kendisi için koyduğu hedeflere ulaşmasına, hedeflerini seçebilmesine veya bir problemini çözmesine destek olmaktır.

Koçluk, kişinin bulunduğu yerden olmak istediği yere ulaşmasını sağlayan yol gösterme sürecidir. Bir kişinin profesyonel ve kişisel başarısına, iş performansına, liderlik ve yönetim yetkinliklerine, bire bir çalışma yöntemiyle odaklanarak kurulan bir danışmanlık ilişkisidir. Bu ilişki, danışan ve danışman koç arasındadır.

Kariyer hikâyemiz nerede başlayıp, nerede bitiyor?
Kariyer koçu olarak her yaştan kişi ile çalışırken, ilk adımım, kişinin ihtiyacını doğru belirlemek, kendisini ve bulunduğu durumu doğru analiz etmesini sağlamaktır. Kişinin bakış açısı, karakter özellikleri, amaç ve hedefleri, değerleri, korkuları, tehditleri, olanakları, kaynakları açısından kendisini keşfetmesini sağlamak ve elimizdeki bilgi, duyduğumuz istek ile harekete geçmesini sağlamaktır.


Kariyer Koçluğu Programımızda, kişisel SWOT analizi yapıyor, değerlerimizi keşfediyor, beceri ve yeteneklerimizi ortaya çıkarmaya çalışıyor, yüreğimizi dinleyip aklımız ile yolculuk planımızı oluşturmaya çabalıyoruz. Sonuçlarının çalışmamızı doğru yönlendirdiği DISC Kişilik Envanterini yapıyoruz. Kişinin yaşı, deneyimi, başarıları, güçlü yönleri, hayalleri, istekleri, öğrenme tarzı, kendini nasıl gördüğü veya görmek istediği gibi birçok önemli ayrıntıya tek tek bakıp, anlayıp, anlaşıp devam ediyoruz.
Geleceğinizi yönetmek için adım atmalı. Bunun içinde “hedefli başarı ve mutluluk” formülüm devrede;

Kendini keşfet,
Ben kimim sorusunu yanıtla. Güçlü yönlerini öne çıkar.
Hayal kur,
Kapat gözlerini, yüksel yukarılara doğru ve tüm yaşamını gözden geçir. İçindeki her şeyi bir yokla. “Neler yapmak istiyorum?” sorusunun tam sırası.
Hedef belirle,
Neler yapmak istiyorum sorusunun tüm cevaplarını tek tek hedefe dönüştür, hayallerini yol arkadaşın yap.
Plan Yap, Önceliklerini seç,
İlk yapacaklarım neler? Yolculuğun keyifli, sürekli ve sağlıklı olması için şart.
Eyleme geç,
Dur, yanlış anladın. Hedeflerini nasıl hayata geçireceksin? Tek tek plan yap.
Gelişimini sürdür,
Planların doğrultusunda nelere ihtiyacın var? Şimdi hangi konuda neler yapacaksın.
Kontrol et,
Hedef ve plan dengesi kurulmuş mu?
Uyum sağla,
Sen, çevren, kaynakların, potansiyelin hep birlikte yola devam mı?
Eyleme devam et,
Hareket yoksa gelişim ve çözüm yok. Devam.
Paylaş,
Sevdiklerin, seçtiklerin ile güçlü iletişim ve yol arkadaşlığı.
Kontrol et,
Hedef, plan ve gelişim dengeli ve zamana uygun gidiyor mu?
Dengeyi koru,
Yaşamda seni sen yapan her şey birlikte, keyifle, sağlıkla yolculuk yapıyorlar mı?
Hayal kur,
Haydi, tekrar kapat gözlerini. Yüksel yukarılara doğru ve tüm gelişmeleri gözden geçir, içindeki her şeyi bir yokla, tekrar neler yapmak istiyorum sorusunun tam sırası.
Yola devam et,
Her şey senin için. Sen ne istiyorsan, istediğin, inandığın ve yaptığın gibi.
Bugün “dün”ün yarınıdır.
Dün bugün için ne yaptınız? Bir şeyler yapmak için yarını beklerseniz bugünü harcamış olursunuz. Bugünü harcamak, israf etmek yani çöpe atmak demektir.
Değerli “an”ları çoğaltmak için.
Zamanın değerini bilmek için bir formül geliştirin. Tik-taklarını duyacağınız bir saat bulun ve sesini dinleyin. Her 30 dakikada bir kendinizi uyarın.

“Kimseye bir şey öğretemezsiniz; sadece cevabı kendi içinde bulmasına yardımcı olursunuz.” Galileo

AİLE ve ÖĞRENCİ KOÇLUĞU SERTİFİKA PROGRAMI

Ege Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (EGESEM) ve Etkin İnsan Enstitüsü tarafından organize edilmiştir. Eğitimin tamamına katılarak mezun olan koçlarımıza eğitim sonunda, EGESEM tarafından “Aile ve Öğrenci Koçluğu” Sertifikası verilmektedir. Sertifikalı koçlar, eğitimin ardından 3 aylık danışmanlık hizmetinden yararlanacaklardır.
Eğitim dokümanları, kullanılan testler vb. bilgiler her katılımcıya verilecektir. Haftalık gelişim çalışmaları yapılacak ve takip edilecektir. Her koç adayı için iş planı ve yol haritası çalışması yaptırılacaktır.

AMAÇ VE HEDEF
Koçluk nedir?
Koçluk, kişinin yaşama dair farkındalığını, mutlu ve başarılı yaşama becerisini arttırmaya, içsel kaynaklarına ulaşmaya, kaynakları istenildiği biçim ve süreklilikte kullanmasına destek sağlayan özel bir süreç programıdır.
Koçluk güçlü soru sorma becerilerini geliştirmeyi; ''Koçluk alanında'' kalarak kişilerin kendi kaynaklarını harekete geçirmeleri ve gerçekte ne istediklerini, bu isteklere nasıl ulaşabileceklerini, kararlılıkla sonuca ulaşmak üzere bu isteklerini nasıl sürdürebileceklerini ve ulaşılabilecek sonucun net tanımını nasıl yapabileceklerinin yaklaşımlarını ortaya koyan bir disiplindir.
Koçluk kültüründe, bu kültüre sahip olanlar birbirlerine saygı içinde iletişimi sürdürür, birbirlerine sınır koymadan rapor verir, iş ilişkilerini daha iyiye nasıl götürebilecekleri üzerinde çalışır, bireysel ve iş verimlerini nasıl arttıracakların yol ve yöntemlerine ulaşır. ki,şisel ve kurumsal gelişimde geri bildirimin nasıl güçlü bir araç olduğunu fark eder, yüksek güvene dayalı ilişkiler kurar, kişisel ve iş performansını arttırır.
Koçluk, koç ve danışanı arasında oluşturulan profesyonel bir paylaşım sürecidir.
Öğrenci Koçluğu hizmeti ne sağlar?
Öğrenci kimliğindeki bireyin, okul yaşamını ve hayatının diğer alanlarını düzenlemesinde çözüm yaratıcı yaklaşımlarda bulunur. Öğrencinin, içsel dünyasında farkındalığını arttırır. Ders ve okul başarısının yanı sıra, hayat başarısı konusunda yardımcı olur, yön gösterir. Yeni bakış açıları geliştirerek kendini daha iyiye taşımasına yardımcı olur.
Aile Koçluğu hizmeti ne sağlar?
Öğrenci, beklentilerini ve ulaşmak istediği sonucu gerçekleştirmesinde sorumluluk geliştirmelidir. Ancak, aile etkileşimi, bu sorumluluğun paylaşımında önem kazanmaktadır. Başarı bir takım oyunudur. Ebeveynin davranış ve yaklaşımı, onun başarısında önemli bir faktördür. Bugüne kadar öğrencilerle başarı odaklı uygulanan çalışmalarda, başarının tam olarak oluşturulması için ailenin yardım ve desteğine ihtiyaç duyduğumuz yönündedir.
Öğrenci, çocukluk ve ergenlik döneminde duygusal bir süreci yaşadığından, doğal olarak duygusal tepkiler vermekte, ebeveynin mesajlarını, davranışlarını önemsemektedir.
Ailenin destekleyen tutumuna birinci sırada ihtiyaç duymaktadır.
Etkin aile ortamında iletişim ve ilişkilerin kalitesini arttırmak sorumluluğumuzdur
Özellikle çocukların ergen dönemlerinde onları anlamak ve etkin bir paylaşım ortamı yaratmak önem taşır. Hele sınav stresinin de yaşandığı bir süreçte onlara destek olacak yaklaşımlar, başarı için kaçınılmazdır.
Başarı, sadece öğrencinin değil, ailenin de içinde olduğu bir takım oyunudur. Ve hayat başarısına giden yolda okul başarısı önem taşır. Bunun bilincindeyiz ve çocuklarımızı başarıya programlarken, onlarla aile içi iletişim ve ilişkileri de önemsiyoruz. Aile içinde birbirimizle olan ilişkimiz ne kadar sağlıklı ve iyi ise, aldığımız sonuçlar da o kadar mutluluk verici olacaktır.
Anne, baba ve çocuk hep birlikte oyun oynamaya başlarlarsa ne olur?
Ve oyunlarda, takım ruhuyla hareket edebilmeyi, sinerji yaratabilmeyi, baş başa vererek sorunlarla baş edebilmeyi, çözümsel yaklaşımlar geliştirmeyi öğrenirlerse ne olur? Elbette, eve huzur, neşe, mutluluk hakim olur. Ağızlarının tadı artar, ev sıcak bir yuva ortamına dönüşür.
Hayat bir sahneyse, biz rollerini keyifle oynayan oyuncularız.
Birbirimizi anlamak eğlenerek çok daha kolay ve üstelik bu oyunsu süreçler, hayatımızı da kolaylaştırıyor.
Anne-baba-çocuk hep birlikte oynayarak eğlenebilir. Kalplerden kalplere yeni yollar, yeni köprüler kurulur.
Eğitimde Milli Eğitim Bakanlığı, Yaratıcı Drama eğitimini bazı derslerde uygulamaya koymuştur.
Etkin Aile ve Öğrenci Koçluğu Sertifika Programının hedef kitlesi:
· Öğretmenler
· Rehber öğretmenler
· Psikolojik danışmanlar
· Okul, ana okul, dershane eğitmenleri ve yöneticileri
· Ebeveynler
· Sosyal hizmet görevlileri-gönüllüleri
· Kişisel gelişim alanında çalışan eğitmen, uzman ve profesyoneller
· İş hayatının farklı alanlarındaki profesyoneller (ikinci kariyer amacıyla)

KARİYER im GELECEK mi?

25 Eylül'de kitapçılarda...

Gelecek, şu andan itibaren, bugünden yarına..

Kariyer; kişinin istek, hedef ve davranışları ile ortaya çıkar, kişinin yaşamında itici bir güçtür.

Kariyer yapmak, hedeflerimize ulaşmak için, seçimlerimizle gelişerek yaşam yolculuğunda ilerlemektir.

Kariyerimiz yaşam kalitemizin en önemli belirleyicilerinden biridir.

Hedefiniz nedir?

Geleceğinizi yönetmek için adım atın, istediğiniz başarı ve mutluluğu getirecek yaşam programını devreye sokmanın tam sırası…

Görev size düşüyor, kariyer planınızı yapın.

Hedefinize ulaşmak için, hedefinizi burnunuzun ucundan ayırmayın..

"Sevdiğin bir işi meslek edinirsen, hayatında bir gün dahi çalışmış olmazsın." Konfuçyus

Yeni yolculuklarda buluşmak dileği ile sevgiyle..


KARİYER im GELECEK mi?

25 Eylül'de kitapçılarda...

Gelecek, şu andan itibaren, bugünden yarına..

Kariyer; kişinin istek, hedef ve davranışları ile ortaya çıkar, kişinin yaşamında itici bir güçtür.

Kariyer yapmak, hedeflerimize ulaşmak için, seçimlerimizle gelişerek yaşam yolculuğunda ilerlemektir.

Kariyerimiz yaşam kalitemizin en önemli belirleyicilerinden biridir.

Hedefiniz nedir?

Geleceğinizi yönetmek için adım atın, istediğiniz başarı ve mutluluğu getirecek yaşam programını devreye sokmanın tam sırası…

Görev size düşüyor, kariyer planınızı yapın.

Hedefinize ulaşmak için, hedefinizi burnunuzun ucundan ayırmayın..

"Sevdiğin bir işi meslek edinirsen, hayatında bir gün dahi çalışmış olmazsın." Konfuçyus

Yeni yolculuklarda buluşmak dileği ile sevgiyle..

Kariyer Koçluğu Almak İstiyorum...



KARİYER KOÇLUĞU PROGRAMI

"Düşünceleriniz ne ise, hayatınız da odur. Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi değiştiriniz.”

Kişilerin hedeflediklerine ulaşabilmelerine yönelik koçluk yapan, yol haritası ve eylem planı yapmalarına profesyonel destek sağlayan hizmettir. Tamamen kişinin özelinde oluşturulacak, gizlilik ve etik değerler çerçevesinde sunulan bir programdır.

Programın oluşumunda bakış açımızı oluşturan değerleri aşağıdaki yazı özetler.

Hayaller, istekler, hedefler ve gerçekleşenler.

Bugün yaşadığım gerçekleri hayallerime borçluyum. Hayallerim olmasa idi, hayallerimi tanımlayıp hedefe dönüştüremese idim, bugün kendimden memnun olmayacaktım. Başladığım yer, isteklerim, gerçekleşenler ve yaşadıklarım, sürekli irdeleyip kendimi bulmasaydım, keşfetmese idim, bugün sevmediğim bir işi yapıyor olacaktım.

“Hayallerin hedeflere, hedeflerin gerçeğe dönüştüğü bir yolculuktur yaşam.” Bu benim kişisel yaşam vizyonum, “ülküm”.

Yaşam vizyonu, hayallerinizi, çabalarınızı anlamlı bir noktaya odaklamanızı sağlar ve

  • ben bunu neden yapıyorum,
  • beni bunu yapmaya iten ne, sorularına yanıt verir.

Benim yaşam amacım; “Birlikte yaşamı paylaştığım kişilere, kurumlara yol arkadaşlığı yapmak, pusula olmak ve destek vermektir.”

Hedefini belirlemiş olmak bir ayrıcalıktır. Yaşam anlamlı hale gelir. Hedef belirlemek kolay bir iş değildir. Hedefinizi belirlediğinizde, sizi boğan sisler dağılıverir. Güneşin pırıl, pırıl aydınlattığı bir yolda yürüyüşe çıkmaktır gerisi.

Hele birde tutkuyla bağlandıysanız hedeflerinize, kim tutar sizi...

KARİYER KOÇLUĞU PROGRAMI

“Bu çalışma kişiyi yolculuğa hazırlar, valizini toplatır ve yol haritasını yaptırır.”

Bir plan yapabilmek için belirlenmiş hedefleriniz olması gerekiyor. Hedef belirlemek için birçok sorunun yanıtını vermek gerekiyor.

· Karar ve eylemlerinize yön veren nedir?

· Bu sizin için neden önemlidir?

· Sevdiğiniz iş hangisi? Sevdiğin işi yapınca neler değişecek?

· İşinde kullanacağın yeteneklerin neler? Bunu nasıl yapabilirsin?

Yapılacak çalışmalar ile

· Ben neler yapabilirim?

· Ben neleri yapmaktan hoşlanırım?

· Ben ne istiyorum?

· Karakterim Nasıl?

· Ben ne yapmak istiyorum?

· Ben nerede olmak istiyorum? ortaya çıkarılır.

Bu çalışmalar yapılırken aşağıdaki 3 soru birlikte kullanılmalıdır.

  1. Sahip olduğum kaynaklar neler?
  2. Ne yapmak istiyorum?
  3. Beni “ne/niçin/nerede/nasıl/ne zaman ve kim” mutlu eder?”

Kimler “Kariyer Koçluğu” programına katılabilir?

· Lise ve üniversite öğrencileri

· Üniversiteden yeni mezunlar

· Kariyerinde ilerlemiş ancak hayatına bambaşka bir yön vererek 2.kariyer yapmak isteyenler,

· Belirlediği kısa ve uzun vadeli hedefe ulaşmak adına bireysel desteğe ihtiyaç duyan profesyoneller,

· Sorumlulukları fazla olan, yetki paylaşımını yapmak isteyen yöneticiler için,

· Çalışanlarına gerektiğinde koçluk yapabilmek, onları yönlendirebilmek ve bilgi edinmek isteyen yöneticiler,

Adımlar;

1. Kendini Keşfet, Hayal Kur,

2. Hedef Belirle, Önceliklerini Seç,

3. Plan Yap, Eyleme Geç,

4. Gelişimini Sürdür, Kontrol Et, Uyum Sağla,

5. Eyleme Devam Et,

6. Paylaş, Kontrol Et, Dengeyi Koru, Hayal Kur,

Geleceğin için yola devam et...

Kariyer Koçu Yetiştirme Programı

"Sevdiğin bir işi meslek edinirsen, hayatında bir gün dahi çalışmış olmazsın.” Konfüçyüs

Kariyer Koçu Yetiştirme Programı, Yasemin Sungur’un 3 yıldır sürdürdüğü Gelecek Planı, Kariyer Koçluğu Programı uygulamaları ve deneyimleri ile hazırlanmıştır. Her ilde, her okulda, her dershanede bir “Kariyer Koçu” olması hayali ile hayata geçirilmektedir. Kariyer Koçu Yetiştirme Programı EGE ÜNİVERSİTESİ, Sürekli Eğitim Merkezi, EGESEM, ETKİN İNSAN Kişisel Gelişim Enstitüsü ve YASEMİN SUNGUR Gelişim Enstitüsü tarafından hazırlanmıştır.

İlki İzmir'de gerçekleşecek.26 Şubat - 3 Ocak tarihleri arasında.

İZMİR (Blok Eğitim)

Eğitim Tarihleri 26 Ocak – 3 Şubat 2008

Eğitim Yeri Etkin İnsan Enstitüsü-İZMİR

Eğitim Süresi 9 gün 72 saat

Eğitim Saatleri 09:00 - 18:00

Son Kayıt Tarihi 18 ocak 2008

Program Mentorü Yasemin Sungur'dur.

İSTANBUL (Hafta Sonu)

Eğitim Tarihleri 1,2-8,9-15,16-22,23-29,30 Mart, 5 Nisan

Eğitim Yeri İTÜ, Maçka-İSTANBUL

Eğitim Süresi 9 gün 72 saat

Eğitim Saatleri 09:00 - 18:00

Son Kayıt Tarihi 22 Şubat 2008

Program Mentorü Yasemin Sungur'dur.

Mart ayında İstanbul'da yapacağız.

Kariyer Koçluğu nedir?

Kişilerin hedeflediklerine ulaşabilmelerine yönelik koçluk yapan, yol haritası ve eylem planı yapmalarına profesyonel destek sağlayan hizmettir.

Yaptıkları işin kendileri için uygun olup olmadığını sorgulayan veya hangi mesleği seçmesi konusunda soru işaretleri olan kişilere verilen hizmettir. Bu çalışma kişilerin kendi yetkinlikleri konusunda bilinçlenmelerini, eyleme geçmek için cesaretlenmelerini ve hedeflerine ulaşmak için ihtiyaç duydukları yol haritasının oluşturulmasını sağlar.

Kişiler kendi kişisel analizlerinin sonucunda gelişmiş ve gelişmeye ihtiyacı olan yetkinliklerinin bilincine varırlar.

Hedeflerini belirler ve net olarak tanımlarlar.

Bu hedeflere ulaşmak için eylem planı hazırlayarak uygulamaya koyarlar.

Harekete geçmenin verdiği enerjiyle hayat kalitelerini artırırlar.

Kariyer nedir?

Kariyer yapmak, ihtisas yapmak, bir alanda uzmanlaşmaktır. Kariyer, işimizi yaparken koyduğumuz hedefler doğrultusunda deneyim kazanırken, gerekli eğitimleri alıp, mesleki ve bireysel açıdan kendimizi gerçekleştirme sürecimizdir.

Kariyer, insanın istek, hedef ve davranışları ile ortaya çıkan, yaşam boyu devam eden iş hayatının itici gücü olmalıdır. Seçimler yapılarak, gelişerek belirlenen bir iş yolculuğunda ilerlemektir. Amaç, başarılı olmak, daha fazla para kazanmak, daha çok sorumluluk üstlenmek, daha fazla statü, güç ve saygınlık elde etmektir.

“Hayatımda bir gün dahi çalışmadım. Hepsi keyiften ibaretti.” EDISON

Çıkış noktamız:

İlk öğretimden başlayarak okul, bölüm, meslek konusunda seçim yapma, doğru kararlar alma ile karşı karşıya gelen çocuk ve gençlerimizin sağlıklı bir biçimde yönlendirilmeye ihtiyaçları vardır.

Gerek okul, gerek meslek hayatı hayattaki en önemli seçimlerden biridir.

Gençlerimizin ne istediğini tam olarak bilme, hedeflerini belirleme, çalışma planı yapma ve eyleme geçme konusunda yönlendirilmeye ve doğru bilgilenme ile desteklenmeye ihtiyaçları vardır.

Yaşadığımız dönemde her geçen gün artan farklı bölümler ve yeni iş alanları, spesifik olarak bu alanda çalışacak eğitmen, danışman ve uzmanların varlığını gerekli kılmıştır.

Kariyer Koçluğu Yetiştirme Programı, bu ihtiyacı karşılayacak önemli bir eğitim programı olmakla birlikte, bu alanda çalışan (ya da çalışmaya karar veren) profesyonellerin, mesleki bilgilerini ve donanımlarını tamamlamayı, pekiştirmeyi, geliştirmeyi amaçlamıştır.

Amacımız:

.Okul, iş, meslek ve kariyer… Okulda bölüm seçmek, doğru okulu seçmek,

bir işte çalışmak, meslek sahibi olmak ve kariyer yapmak isteyen bireylere yol

arkadaşlığı yapacak Kariyer Koçları yetiştirmek. Onların mesleki gelişimine, işlerini donanımlı ve profesyonel bir anlayışta yapmalarına katalizör olmak.

. Ülkemizdeki genç nüfusun, potansiyelini açığa çıkarmasına, hedef ve amaçlarını sağlıklı biçimde yönlendirmelerine imkan sağlayacak eğitim anlayışına zemin hazırlamak.

. Ne istediğini bilen, özgüvenli bireylerin yetiştiği bir öğrenme ortamında, eğitim kalitesini artırmak

.İş yaşamında verimlilik sağlamak, toplumsal dinamizm ve katma değer yaratmak.


Kariyer Koçu Programına Kimler Katılabilir ?

.Kariyer Koçluğu’nu profesyonel bir meslek olarak seçerek, öğrencilere, gençlere ve iş yaşamındaki bireylere yol arkadaşlığı yapmak isteyenler,

.Okullarda, dershanelerde öğrenci ve gençlere yön vermeyi mesleki kariyerinin bir parçası olarak gören eğitmen ve eğitim sektöründeki yöneticiler,

.Psikolojik danışman, rehber öğretmen, öğrenci koçları, kişisel gelişim alanında çalışan danışman ve eğitimciler,

.Çocuğunu bir birey olarak anlamayı, yardım etmeyi, yol arkadaşı olarak başarı yolculuğunda ona eşlik etmeyi isteyen ebeveynler,

.Yeni bir alanda parlak bir kariyer yapma, profesyonel bir anlayışta çalışma misyon ve vizyonuna sahip bireyler

PROGRAMIN İÇERİĞİ

Temel Koçluk Becerileri ( 2 gün 16 saat )

Kariyer Koçu Yetiştirme Programı( 7 gün 56 saat )

  1. Kariyer ve gelişimi
  2. Durum değerlendirme
  3. İlgi ve yetenek keşfi
  4. Nasıl iş arıyoruz
  5. İlişki yönetimi
  6. Hayalindeki işe ulaşmak
  7. Kendi işini kurmak

Eğitimin süresi 6 gün (48 saat)

Eğitmen Yasemin Sungur, Kişisel Marka Danışmanı, Kariyer Koçu

  1. Beden Dili ve Etkili İletişim

Eğitimin süresi 1 gün (8 saat)

Eğitmen Müjde Ker Dinçer, Ege Üniversitesi

KARİYER KOÇU YETİŞTİRME PROGRAMI–1

"Sevdiğin bir işi meslek edinirsen, hayatında bir gün dahi çalışmış olmazsın.” Konfüçyüs

Eğitim Tarihleri 1,2-8,9-15,16-22,23-29 Mart

Eğitim Yeri İTÜ, Maçka-İSTANBUL

Eğitim Süresi 9 gün 72 saat

Eğitim Saatleri 09:00 - 18:00

Son Kayıt Tarihi 22 Şubat 2008

Program Mentorü Yasemin Sungur'dur.

KARİYER KOÇU YETİŞTİRME PROGRAMI


"Sevdiğin bir işi meslek edinirsen, hayatında bir gün dahi çalışmış olmazsın.” Konfüçyüs

Kariyer Koçu Yetiştirme Programı, Yasemin Sungur’un 3 yıldır sürdürdüğü Gelecek Planı, Kariyer Koçluğu Programı uygulamaları ve deneyimleri ile hazırlanmıştır. Her ilde, her okulda, her dershanede bir “Kariyer Koçu” olması hayali ile hayata geçirilmektedir. Kariyer Koçu Yetiştirme Programı EGE ÜNİVERSİTESİ, Sürekli Eğitim Merkezi, EGESEM, ETKİN İNSAN Kişisel Gelişim Enstitüsü ve YASEMİN SUNGUR Gelişim Enstitüsü tarafından hazırlanmıştır.

İlki İzmir'de gerçekleşecek.26 Şubat - 3 Ocak tarihleri arasında.

Mart ayında İstanbul'da yapacağız.

Kariyer Koçluğu nedir?

Kişilerin hedeflediklerine ulaşabilmelerine yönelik koçluk yapan, yol haritası ve eylem planı yapmalarına profesyonel destek sağlayan hizmettir.

Yaptıkları işin kendileri için uygun olup olmadığını sorgulayan veya hangi mesleği seçmesi konusunda soru işaretleri olan kişilere verilen hizmettir. Bu çalışma kişilerin kendi yetkinlikleri konusunda bilinçlenmelerini, eyleme geçmek için cesaretlenmelerini ve hedeflerine ulaşmak için ihtiyaç duydukları yol haritasının oluşturulmasını sağlar.

Kişiler kendi kişisel analizlerinin sonucunda gelişmiş ve gelişmeye ihtiyacı olan yetkinliklerinin bilincine varırlar.

Hedeflerini belirler ve net olarak tanımlarlar.

Bu hedeflere ulaşmak için eylem planı hazırlayarak uygulamaya koyarlar.

Harekete geçmenin verdiği enerjiyle hayat kalitelerini artırırlar.

Kariyer nedir?

Kariyer yapmak, ihtisas yapmak, bir alanda uzmanlaşmaktır. Kariyer, işimizi yaparken koyduğumuz hedefler doğrultusunda deneyim kazanırken, gerekli eğitimleri alıp, mesleki ve bireysel açıdan kendimizi gerçekleştirme sürecimizdir.

Kariyer, insanın istek, hedef ve davranışları ile ortaya çıkan, yaşam boyu devam eden iş hayatının itici gücü olmalıdır. Seçimler yapılarak, gelişerek belirlenen bir iş yolculuğunda ilerlemektir. Amaç, başarılı olmak, daha fazla para kazanmak, daha çok sorumluluk üstlenmek, daha fazla statü, güç ve saygınlık elde etmektir.

“Hayatımda bir gün dahi çalışmadım. Hepsi keyiften ibaretti.” EDISON

Çıkış noktamız:

İlk öğretimden başlayarak okul, bölüm, meslek konusunda seçim yapma, doğru kararlar alma ile karşı karşıya gelen çocuk ve gençlerimizin sağlıklı bir biçimde yönlendirilmeye ihtiyaçları vardır.

Gerek okul, gerek meslek hayatı hayattaki en önemli seçimlerden biridir.

Gençlerimizin ne istediğini tam olarak bilme, hedeflerini belirleme, çalışma planı yapma ve eyleme geçme konusunda yönlendirilmeye ve doğru bilgilenme ile desteklenmeye ihtiyaçları vardır.

Yaşadığımız dönemde her geçen gün artan farklı bölümler ve yeni iş alanları, spesifik olarak bu alanda çalışacak eğitmen, danışman ve uzmanların varlığını gerekli kılmıştır.

Kariyer Koçluğu Yetiştirme Programı, bu ihtiyacı karşılayacak önemli bir eğitim programı olmakla birlikte, bu alanda çalışan (ya da çalışmaya karar veren) profesyonellerin, mesleki bilgilerini ve donanımlarını tamamlamayı, pekiştirmeyi, geliştirmeyi amaçlamıştır.

Amacımız:

.Okul, iş, meslek ve kariyer… Okulda bölüm seçmek, doğru okulu seçmek,

bir işte çalışmak, meslek sahibi olmak ve kariyer yapmak isteyen bireylere yol

arkadaşlığı yapacak Kariyer Koçları yetiştirmek. Onların mesleki gelişimine, işlerini donanımlı ve profesyonel bir anlayışta yapmalarına katalizör olmak.

. Ülkemizdeki genç nüfusun, potansiyelini açığa çıkarmasına, hedef ve amaçlarını sağlıklı biçimde yönlendirmelerine imkan sağlayacak eğitim anlayışına zemin hazırlamak.

. Ne istediğini bilen, özgüvenli bireylerin yetiştiği bir öğrenme ortamında, eğitim kalitesini artırmak

.İş yaşamında verimlilik sağlamak, toplumsal dinamizm ve katma değer yaratmak.


Kariyer Koçu Programına Kimler Katılabilir ?

.Kariyer Koçluğu’nu profesyonel bir meslek olarak seçerek, öğrencilere, gençlere ve iş yaşamındaki bireylere yol arkadaşlığı yapmak isteyenler,

.Okullarda, dershanelerde öğrenci ve gençlere yön vermeyi mesleki kariyerinin bir parçası olarak gören eğitmen ve eğitim sektöründeki yöneticiler,

.Psikolojik danışman, rehber öğretmen, öğrenci koçları, kişisel gelişim alanında çalışan danışman ve eğitimciler,

.Çocuğunu bir birey olarak anlamayı, yardım etmeyi, yol arkadaşı olarak başarı yolculuğunda ona eşlik etmeyi isteyen ebeveynler,

.Yeni bir alanda parlak bir kariyer yapma, profesyonel bir anlayışta çalışma misyon ve vizyonuna sahip bireyler

PROGRAMIN İÇERİĞİ

Temel Koçluk Becerileri ( 2 gün 16 saat )

Kariyer Koçu Yetiştirme Programı( 7 gün 56 saat )

  1. Kariyer ve gelişimi
  2. Durum değerlendirme
  3. İlgi ve yetenek keşfi
  4. Nasıl iş arıyoruz
  5. İlişki yönetimi
  6. Hayalindeki işe ulaşmak
  7. Kendi işini kurmak

Eğitimin süresi 6 gün (48 saat)

Eğitmen Yasemin Sungur, Kişisel Marka Danışmanı, Kariyer Koçu

  1. Beden Dili ve Etkili İletişim

Eğitimin süresi 1 gün (8 saat)

Eğitmen Müjde Ker Dinçer, Ege Üniversitesi

Şirince ve gelişim yolculuğum...


Merhaba,

Perşembe sabahı Şirince'ye geldik. Bu benim Şirince'ye üçüncü gelişim. Şirince'nin beni etkileyen ve tekrar tekrar çağıran bir havası var. Ve işte yine buradayım.

Doğa, tarih ve tatlı bir hava.

Hava deyince yanlış anlaşılmasın nefes aldığımız havadan bahsediyorum. Bana farklı geliyor, tanımlamaya çalışıyorum, bulduğum kelimeler şunlar; hafif, şeffaf, tatlı, fesleğen kokulu... Lütfen sormayın neden diye, nasıl diye, çünkü bilmiyorum, sadece böyle hissediyorum...
Burası bir köy, hikayesini sonra, başka birgün yazacağım.

Yol arkadaşlarım, Gamze, Nehir ve Mert, elbette Nehir ve Metin'in oğulları Kıvanç'ı da unutmadan. Gamze ve ben İstanbul'dan, Nehir ve Metin oğulları Kıvanç da Eskişehir'den geldiler, burada buluştuk. Cumartesi aramıza İstabul'dan Ozan eklendi. Bir de burada yaşayan arkadaşlarımız var. Ali, kardeşi Özhan, annesi Mücella Hanım ve babası Bayram Bey.


Ali ve ailesi Yağhane isimli bir restaurant-cafe işletiyorlar burada. Adının Yağhane olmasının nedeni eski bir zeytinyağ atölyesinin bahçesinde olması. 25 yıldır işlemeyen tarihi bir zeytinyağı fabrikası. Mücella Hanım Aşçı, her sabah Bayram Beyin aşağıdaki bahçeden topladığı kabak çiçeklerinin dolmasını yapıyor, kendi ürettikleri zeytinyağı ile. Kabak dolması tek başına ayrı bir yazı konusu (söz anlatacağım). Zengin bir kahvaltıları var. Şirince'nin meşhur meyva şaraplarını satıyorlar. Yağhane'nin hemen altında evleri var, evlerinin önünde de şeftali bahçeleri.

Yenibiris.com da bir yazım var, "Hiç kendinize hediye verdiniz mi?" başlığını taşıyor. İşte bu yazıyı Şirince de yazmıştım...

"Hediye almayı sever misiniz ? Sanırım herkes sever. Ya vermeyi ? Ben vermeyi de çok severim, bu sıralarda en çok da kendime hediye veriyorum.

Bu yıl kendime çok hediye verdim, daha da vereceğim, neler vereceğimi de biliyorum, hazırladım, sıralarını bekliyorlar.

Bu yaz tatilimin yarısını kişisel gelişimim için kendimle başbaşa geçirdim. Kendimi dinledim, anlamaya çalıştım, anladıklarımı yazdım, fırsat verdim kendime, geçmişimi hoş gördüm, hoş uğurladım, geleceğimi hoş karşıladım. Hayallerimi hedeflerime karşı kışkırttım, hayallere dalıp hedeflerimi kızdırdım.Kaybolmadan ikna olmuştum. Ben, bana kocaman bir hediye hazırladım!

En sevdiğim renk olan masmavi parlak bir kağıt ile paketlenmiş - sürprizleri severim - hızla yırttım, açtım. Önceliklerim, okuyacağım kitaplar, hobilerim ve onlara ayıracağım zaman, paylaşacağım bilgiler, sonuca ulaşacak projeler...

Ben planlı yaşamayı severim, ama plan kelimesi bana kocaman beyaz kağıtlara çizilmiş şehir/inşaat planlarını hatırlatır. Çözümü, planlarımı bir hediye olarak kabul etmekte buldum.

Plan = Hediye

Hediye nedir?Birini sevindirmek, mutlu etmek, kutlamak için verilen şey, armağan, ödül."

Şirince benim için özel, çok özel bir yer. Kendime hediye verdiğim bir yer.

Lütfen sizde kendinize hediye verin. Hediye vermek için var olduğunuz yerden dışarı çıkın, her zaman yaptıklarınız dışına çıkın, hayallerinizi harekete geçirin.

O gün Şirince'de başalayan projeler sürüyor, gelişiyor, çoğalıyor...:-)))

İlginç bir şey oldu!

Bazı projelerim kafamda takılı kalmıştı. Şirince'ye geldiğimiz gece Yağhane'nin bahçesinde ki dut ağacının altında otururken sevgili arkadaşım Metin ile konuşurken çözüldü.

Şirince de üstdeki yazıyı yazarken kendimi kariyerini kaybetmiş biri olarak hissediyor ve bundan da garip bir zevk alıyordum. Şirince benim "2.bahar" yaşamıma başlama kararlarını aldığım yer. O gün klasik anlamda kariyerden ve bende yarattığı yarış, hırs gibi duygulardan uzak olmam gerektiğine karar vermiştim. bu kararı uyguluyorum...

Bugün yaşamımda "Kariyer Koçluğu" meslek olarak kendimi, düşüncelerimi, duygularımı en yüksek yaşadığım, güçlü bir keyif duygusu ile en yararlı hissettiğim alan oldu. İnsanların yaşam yolculuğunda çok önemli bir yer tutan iş yaşamının, yaşamlarında ne kadar önemli olduğunu ve iş yaşamlarında aldıkları kararların, yaşadıklarının tüm alanlarını ne kadar etkilediğini görünce, yaşayınca koçluk öğretisini "Kariyer Koçu" olarak sürdürme kararımın çok doğru olduğunu görüyorum. Mutluyum.

Şimdi gelişeceğiz, şimdi çoğalacağız...

Amacım; müthiş bir güç ve enerji olarak sahip olduğumuz, öğretim yaşındaki çocuklara, gençlere, özellikle çocuklar ve gençlere, ve elbette yetişkinlere, kadınlara, anne-babalara yol gösteren, onları gelişim yolculuklarında destekleyen, kendileri olmalarını ve tüm yaşamlarını istedikleri gibi mutlu sürdürmeleri için ülkemin her yerinde, her şehrinde "Kariyer Koçluğu Programını" hayata geçirmek. Bunun için "Kariyer Koçu" yetiştirmek.

Teşekkür ederim yaşam, teşekkür ederim ailem, teşekkür ederim arkadaşlar.

Teşekkür ederim doğa, tarih ve hava...

Teşekkür ederim Şirince...

D.I.S.C - Dominant, İz Bırakan, Sadık, Ciddi


Kariyer Koçluğu çalışmalarımda yararlandığımız D.I.S.C. Kişilik Envanteri, kendimizi tanımak, davranış kalıplarımızı öğrenmek, iletişim yeteneğimizi tanımlamak için başarılı bir araç.

D.I.S.C. Kişilik Envanteri; işe alımlarda, terfi ve transferlerde, kariyer planlamada, eğitim yöntemlerinin seçiminde ve proje ekibi oluşturma ve öğrencilerin meslek seçimi konularında karar vermeye yardımcı bir Kişilik Envanteri çalışmasıdır.

D.I.S.C. Kişilik Envanteri 26 sorudan oluşmuştur ve yaradılışımız ile içinde yaşadığımız topluma aileye ve sosyal ortamlara göre uyarlanmış davranışlarınızı grafik ve yazılı rapor olarak verir. Rapor içeriğinde kişinin genel davranış özellikleri, iletişim modeli, iş ve görevlendirme ile ilgili detaylar, motivasyon unsurları, kişiye uygun örnek işler detaylı olarak gösterilmektedir.

Web sitemden giriş yaparak envanteri yaptığınızda, detaylı bir rapor, iş ile kişi arasındaki uyum grafik ve yazılı rapor olarak alınabilmektedir. Ayrıca raporunuz üzerinden değerlendirme yapmamı isterseniz roparunuzu bana mail ile gönderip, merak ettiğiniz soruları sorabilirsiniz.

D.I.S.C. Kişilik Envanteri nedir?

Bireyin doğal ve iş yaşantısındaki davranış önceliklerini, kendini nasıl ifade ettiğini anlamaya yarayan, ortalama 10 dakika içinde manuel veya online olarak web üzerinden yanıtlanabilen, kapsamlı bir kişilik envanteridir.


Envanteri dolduran kişileri, İdeal İş/Görev Tanımları ile eşleştirmek mümkün müdür?

Sistemde 70 adet İdeal İş/Görev Tanımı mevcut olup, kişiler envanter sonuçlarına göre bu tanımlarla veya kurumun kendi belirleyeceği İdeal İş/Görev Tanımları ile karşılaştırılabilir.

Bu karşılaştırma sonucunda sistem % cinsinden bir uyum katsayısı verir ve kişinin grafikleri ile iş tanımı grafiklerini yanyana göstererek eksik ve uygun yönlerin karşılaştırılmasına olanak tanır.

Kurumun kendi belirleyeceği İdeal İş/Görev Tanımları için sistemde özel bir modül bulunmakta ve 'Başarılı Çalışanların Ortalaması' ve 'İdeal İş/Görev Tanımı Envanteri' yöntemleri ile en ideal iş tanımlarının yapılmasına da olanak tanımaktadır.

D.I.S.C. Kişilik Envanteri Tarihçe

D.I.S.C.'in teorisi Yalan Makinesinin mucidi Dr. William Moulton Marston'ın 1928 yılında yayınladığı "Emotions of Normal People" - "Normal Kişilerin Duyguları" kitabına dayanır. Dr. Marston'ın 2 eksenli, 4 bölgeli diagrama dayanarak yaptığı analizlerde bu dört bölgeyi

Dominance - Dominant,

Influence - Etkileyici,

Steadiness - Durağan ve

Conscientiousness - Düzenli olarak tanımlar (D.I.S.C.) ve kişilerin bu faktörler etkisinde davranış önceliklerini belirlediğini söyler.

Dr. Marston, çevremizdeki bireyleri ve kendimizi daha iyi tanıyacak bu teoriyi geliştirmiş olmakla beraber ölçme ve envanter uygulamaları konusunda bir çalışma yapmamıştır. İlk istatistiki çalışma ve envanterin hazırlanması 1972 senesinde Amerika'da Minnesota Üniversitesi tarafından yapılmış ve "D.I.S.C. Classic" - "D.I.S.C. Klasik" olarak adlandırılmıştır. 24 soruluk bu test, 4 seçenekli olup (96 Seçenek) her soruda en az uyan ve en çok uyan seçeneğinin belirlenmesi esasına dayanır. Sonuçlar istatistiki bir dağılımla eşleştirilmiş ve bireyler D.I.S.C.'in dört faktörünün değerine göre analiz edilmiştir.

Gelişen toplumların verdiği tepkilerin zaman içinde değişmesi ve istatistiki daha iyi sonuçlar elde edilmesi için 1990-2004 arasında birçok çalışma daha yapılmıştır.

4 faktör ile insanı anlamak ne kadar eskiye uzanıyor?

4 faktör ile insanı anlamanın teorisi ilk olarak Hippocrates tarafından M.Ö.370 yılında öne sürülmüştür.

Hippocrates insanın vücudundaki 4 salgı bezi ile insanların farklılıklar gösterdiğini düşünmüş, faktör isimlerini de bu şekilde seçmiştir.

Zaman içinde bir çok düşünür ve psikolog farklı faktör isimleri ve teoriler üretmiş olmasına rağmen temel mantığı hiç değiştirmemişlerdir. Aşağıda bu 4 temel bölgeye göre terori geliştiren bir kaç örnek düşünür ve faktör isimleri de verilmiştir.

Envanteri yapmak için lütfen www.yaseminsungur.com adresinden giriş yapın.